HİNDİSTAN CEVİZİ SÜTLÜ SEBZE YEMEĞİ

Artık sebze yemeğe alıştığım için mi, gerçekten sebzeyi çok sevdiğim için mi bilmiyorum, ben bu yemeğe kesinlikle bayıldım ama Kerim tadınca “eh işte” dedi. Ama onun dediklerini önemsemiyoruz, mutfakta benim sözüm geçiyor 🙂 O bir yıllık Londra hayatında köfte, döner sayıklamaktan helak oldu, önüne kabak karnabahar koyunca “eh” demesi gayet normal. Orada yok mu Türk yemekleri diyeceksiniz, her şey var, baklavadan tutun da dönere kadar ama gelin görün ki hiçbiri aynı tatta değil. İnanır mısınız, tarçın aldım, onun bile kokusu tarçın gibi değildi.

Şimdi ben uzun zamandır etten uzak duruyorum, yaklaşık 4 sene olmuştur sanırım ama arada yiyordum (üç ayda bir, ya da çok güzel bir restorana gidersem) bu sefer yememeyi kesin kafama koydum ve neredeyse 3 aydır et yemiyorum, çok zor olduğunu söylemekle birlikte çok da huzurluyum. Sütü ise tatlılar, beşamel sos, krep, pankek derken buzdolabımdan eksik etmezdim. Onun kullanımını da azalttım sadece yoğurt yapmak için alıyorum. Süt endüstrisi bence en kötüsü. Çoğu zaman bir kadın olarak düşünüyorum, özellikle bebeği olan anneler bebeklerine süt verebilmek için ne kadar stresli zamanlar geçiriyorlar ama bir yandan başka bir canlının içmesi gereken sütü onlardan alıyoruz. Biraz acıklı olmuş olabilir, niyetim herkes vegan olsun diye insanlara gaz vermek değil çünkü ben de vegan değilim ve bunları tüketiyorum ama  hayatımdan çıkarmak amacım, olmuyorsa da en aza indirmek   -hatta şu an bunları yazarken bozulup da çöpe attığım sütler aklıma geldi, daha çok üzüldüm-

Şimdi ben daha vejetaryen dahi olamamışken vegan beslenmeyi araştırmaya başladım ve süt ve yumurta da kullanmadan kurabiye, kek, pankek gibi bir sürü lezzetin yapılabileceğini öğrendim. Açıkçası bana biraz da sağlıklı görünmeye başladı bu beslenme tarzı, sağlık konusunda da tam kafayı yemek üzereydim ki, ucundan döndüm onu da bir daha ki yazımda anlatırım.

Bu arada veganizmi sadece sağlıklı beslenme çerçevesinde değerlendirmiyorum, bunu da söylemeliyim. İlk önce hayvanlara zarar vermemek adına et yemeyi bıraktım ve araştırdıkça çevre için de sağlığımız için de bu beslenme şeklinin faydalı olduğunu gördüm. Bir yandan burada hayvansal ürünlerden uzak durun derken, diğer yandan dudağıma da tavşanın gözünü oyup önüme sundukları ruju sürmüyorum. Bunların hepsi bir bütün. Adidas’tan da vazgeçersem dünyanın en mutlu insanı alacağım. Bundan sonra giysilere de dikkat edeceğim tabii ki ama zamanında almış olduğum ürünü atacak kadar da zengin değilim.

Şimdi tarife gelirsek, çok çok basit işten eve geldiğinizde tüm malzemeleri tencerenize koyuyorsunuz, onlar yavaş yavaş pişiyor. Ben tarifi buradan aldım ama ölçülerini kafama göre iki kişilik olacak şekilde ayarladım. Şimdi bunun bir de karnabaharlı versiyonunu gördüm, denemek için sabırsızlanıyorum.

Malzemeler

3-4 adet orta boy patates

1 küçük boy soğan

6-7 dal brokoli

1 domates

100 gr haşlanmış nohut

2 çorba kaşığı kinoa

1/2 çay kaşığı toz zerdeçal

1 çay kaşığı soya sos

1 diş sarımsak

1 su bardağı hindistan cevizi sütü

1 su bardağı su

1 çay kaşığı taze zencefil

Yapılışı

  • Soğanı biraz zeytinyağı ile tencerede soteleyin.
  • Patatesleri küp küp doğrayın, uzun pişireceğiniz için çok küçük olmasınlar.
  • Domatesi de küp küp doğrayın.
  • Tüm malzemleri baharatlarla birlikte tuz ve biberini de ekleyerek, tencereye koyun.
  • Kısık ateşte en az bir saat pişirin.
  • Ben susuz sevdiğim için iyice pişirdim. Siz kıvamına göre bir saat içinde suyu çok azalırsa ekleyin. Önemli olan sulu olsa bile yemeğin suyunun kıvamlı olması.

*Malzeme miktarları size kalmış, patatesi daha çok seviyorsanız onu daha fazla koyun. Daha fazla nohutlu da yapabilirsiniz ama birebir uymak isterseniz bu ölçüler ideal.

 

Hindistan Cevizi Sütü

Hemen kısacık hindistan cevizi sütü yapımını yazmak istiyorum. Türkiye de fiyatı biraz yüksek evde yaparsanız bu yemek için daha basit.

1 cup hindistan cevizi rendesi (normal paketli olanlar uygun olur)

2 cups sıcak su

Blendera malzemeleri koyun ve 5-10 saniye bekleyin.

Sonra 2 dakika boyunca blenderı çalıştırın. Bittikten sonra yine biraz bekleyin.

İnce bir tülbentle süzün.

Yemeğe kullandıktan sonra arta kalanı buz kalıpları ile derin dondurucuya koyabilirsiniz.

 

 

 

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir