FISTIK EZMELİ GRANOLA BAR


Benim sabah kahvaltısı ile ilgili ciddi sorunlarım var. Hafta sonları sofralarını donatan insanlara hayranlıkla bakıyorum, biri gelse bana da hazırlasa hiç acımam yerim ama hazırlayan ben olacaksam eğer orada bir durun domatesi bile söylene söylene kesebilirim. Birde hafta içleri işe aç gitmemek için biraz erken kalkıp kahvaltı hazırlayanlar var, Allah’ım 2 dakika daha fazla uyumak için her şeyi yapabilirim ben, kahvaltı da ne?

Ne kadar isyan edip kahvaltıya karşı gelsem de maalesef vücut onu istiyor, yemek zorundayım mecbur. Siz kahvaltıdan zevk almaya durun, evet benim için mecburiyet. Sabahları yemesi 3-4 dakika süren granola – yoğurt ikilisi ya da chia tohumlu karışımım benim için kurtarıcı ve ben cidden onları çok severek yiyorum. Ayrıca sabah yediğim peynir ve domatese göre daha çok vitamin alıyorum.

Sürekli yaptığım Granola Tarifi için buraya buyrunuz Gurme Mutfak Hikayeleri çünkü bu tarifte de kullanacağız.
Evde bu karışımları bile yiyecek vaktiniz yoksa bu granola barları hazırlayıp, yanınıza alarak tüm haftayı enerji dolu geçirebilirsiniz.

  • Ben yukarıda linkini verdiğim granolayı kullandım ama siz hazır aldığınız granola ile de yapabilirsiniz.

 

 

Malzemeler

200 gram fıstık ezmesi

100 gram agave ya da istediğiniz bir tatlandırıcı bal, akçağaç şurubu…

50 gr hindistan cevizi yağı

375 gram granola

75 gram hindistan cevizi

 

Yapılışı

  • Granolanın 50 gramını kenara ayırın.
  • Fıstık ezmesi, bal, hindistan cevizi yağını karıştırın.
  • Granola ve hindistan cevizi rendesini ekleyin.
  • 20 cm kare kalıbı yağlı kağıtla kaplayın. İsterseniz streç film de kullanabilirsiniz.
  • İyice karıştırdığınız karışımı kaba dökün, iyice yaydıktan sonra üzerine geriye kalan granolayı paylaştırın.
  • Spatula yardımıyla biraz bastırın ki, karışıma yapışsınlar.
  • 40 dakika buzdolabında bekletin. 5 gün buzdolabında muhafaza edin.
  • Oda sıcaklığında uzun süre kaldığında yumuşuyor.

 

Tarif Donna Hay Magazine Aug/Sep 2016 sayısından

 

 

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir