MİLANO’DA BİR GÜN

IMG_20140714_065036

Aslında Milano hakkında çok da yazacağım bir şey yok, sadece bir gün kaldık ama bu bir gün içinde en büyük avantajımız bizi orada yaşayan bir arkadaşımızın gezdirmiş olması oldu Bu sayede listem dışında çok daha fazla yer görebildim ve akşam çok ucuz ve lezzetli bir yerde Napoli pizzası yedim.

Şimdi bir arkadaşıma sorsam “ben Milano’yu çok sevdim” diyecek kesin ama ben nedense çok da sevmedim, belki sonrasında Nice’e gidecek olma heyecanı (özlem var tabii) ya da bir gün içine Milano’yu sıkıştırıp her şeyi hızlıca yapmaya çalışmamız sevmeme nedenim olabilir.

Milano mağazalarıyla, ünlü markalarıyla çok meşhur ama tatillerde hiç alışveriş yapmayan biri olarak bu beni hiç ilgilendirmiyor. Galleria Vittorio Emanuele Alışveriş Merkezi önünde arkadaşımızla buluşuyoruz.Burası nasıl bir alışveriş merkezi böyle diye hayretler içinde ağzımız açık sağa sola baktıktan sonra oradan çıkıyoruz. Boğanın etrafında da üç tur dönmediğimizi belirtmek isterim.

Duomo di Milano tüm turistler olarak hepimiz buraya toplanmışız. Fotoğraf çekmek istesen önünde bir kafa, sağa gitsen yine bir kafa kimsenin olmadığı bir saatte gitmek en iyisi. Bir gün daha kalsaydım bunu yapabilirdim çünkü daha önce Roma da Aşk Çeşmesi’ni boş görmek için sabahın yedisinde kalkıp gitmişliğim var.

IMG_3216

Listemde bile olmayan Milano Castello Sforzesco Kalesi’ni geçerken de görmüş oldum. Listemde yoktu çünkü tek gün içinde müze gezmem pek de mümkün değildi. Tabii gönül Michelangelo’nun Rondanini Pietàsı’nı görmek isterdi ama başka bir geziye artık.

Bu arada Milano’ya gidip de göremediğim için en üzüldüğüm kesinlikle Leonarda Da Vinci‘nin ünlü Son Yemek tablosu oldu. Buraya gitmek için mutlaka önceden hatta bir ay önceden belki daha da önceden bilet almalısınız biz de gitmeden önce internetten bilet baktık ama ne yazık ki bulamamıştık.

IMG_3224

İşte Milano’da en sevdiğim yer Naviglio Grande ve gitmeden önce bir sürü yazı okuduğum halde burası hiç dikkatimi çekmemiş ve not almamışım. Aslında çoğu turist (Türk) sanırım buraya da pek gitmiyor, bence kesinlikle gidilmeli ve orada uzun uzun vakit geçirmeli. İnanılmaz hareketli bir sürü kafe var. Leonarda Da Vinci bu kanalında mimarisinde yer almış.

IMG_3223Ben çok sevdim, sizde seversiniz.

image_2

Bira severler için burada BQ Birra Artigianale di Qualita’yı da bira sevenler tavsiye etti, önünde epey oturduk, kendi yaptıkları biraları satıyorlar ben pek sevmediğim için içmedim ama tadımlık baktım ki tadı yumuşaktı.

image

Biz biralar içildikten sonra o cadde senin bu cadde benim gezmeye devam ettik.

Colonne di San Lorenzo yine gençlerin olduğu bir yer, burada insanlar marketten bira alıp taşlarda oturarak içiyorlar. Akşam bir saatten sonra şişe bira satışı yasakmış ve sadece plastik bardakta satılıyormuş. Buraya da uğrayıp içecek bir şeyler alıp sütunların arasında taş banklarda biraz soluklanabilirsiniz, genelde yerel halk var ve ben de sanki turist değilmişim gibi hep böyle yerleri tercih edip kalabalık olan yerler için de “ne çok turist var” diye söyleniyorum. Bu meydanın yakınlarında Grom dondurmacı da vardı, gitmişken tadına bakabilirsiniz.

image_3

Akşam yemeği için Pizzeria Piccola Iscia Napoli Pizzası yapıyormuş, fiyatlar çok ucuz ve lezzetli.

IMG_20140713_224838_1İçerisi o kadar karanlık ki ancak böyle bir fotoğraf paylaşıyorum nasıl olduğunu görmeniz için bu soğanlı pizza şahaneydi.

 

Bir günlük gezisi son buldu aklım Son Yemek ve Como Gölü’nde kaldı bu yüzden yine geleceğim Milano.

 

 

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir