BUGÜN GÜNLERDEN ANTİK ŞEHİR  ROMA 3.GÜN

Hani ben ikinci gün yazdım ya, şu tarihi eserler bitse de sokak sokak gezsek diye, yok canım bitmiyor…
Şehrin her yanından tarih, heykel, sanat fışkırıyor…
Üçüncü gün Sistine Şapel’i ( Michelangelo’nun eserlerini görmeden gitmem) Kolezyum, Forum, Palatine Tepesi…
Öğle yemeği bile yiyemedik o kadar gezdik o kadar tarihe doyduk…

IMG_20130911_154416

Collosseum

Sistine Şapel’i sonrası Kolezyum’a gitmeden önce günün dondurmasını yiyoruz.
Bu sefer istikamet Old Bridge

IMG_1009

Listemin ikinci sırasında Old Bridge var. Mangolu bir dondurma yedim ki, mangonun kendisini yiyorum sandım.
Vatikan ya da Şapel gezinizden sonra gidip, yiyin mutlaka.

IMG_20130911_182538

Roma Forumu
Antoninus ve Faustina Tapınağı

Forum’da tam iki saat kalmışız, deliyiz herhalde. İçerde kaybolmak garanti zaten.
Bir yerde oturup kahve içtikten sonra yürüyerek Pantheon tarafına doğru gidiyoruz, akşam yemeğini Armando El Pantheon’da yiyeceğiz.

Picture5_1

Sokak sokak gezmeyi seviyorum ama geri döndüğümde çoğu yeri de unutmuş oluyorum.

Picture13

Her Avrupa şehrinde olduğu gibi masalar hep dışarda… yemek yenilecek o kadar çok yer var ki ama çoğu hayalkırıklığıdır eminim.

ARMANDO AL PANTHEON
Akşam yemeği için bu sefer geleneksel Roma yemeklerini tadacacağımız bir yeri tercih ediyoruz.

  • Yine önceden rezervasyon şart.

Gelip de kapıdan döndürülenleri gördük.

İçerisi yine çok büyük değil, masada oturanlar şık giyimli İtalyan kadın ve erkekler…
Bir an nereye geldik diyoruz, rahat giysilerimiz ve yorgunluktan perişan olmus halimizle oturuyoruz masamıza.
Garson bize günün yemeğini tavsiye ediyor ve dört kişi iki başlangıç, bir makarna ve iki ana yemeği paylaşıyoruz.
Şimdi düşününce menüden mi yemek seçseydim diyorum hani belki daha çok şey yerdik. Çünkü yediklerimiz gerçekten lezzetliydi ve bunu garsonun seçimine bırakmış olmak biraz sinir bozucu.

fotoğraf 1 (9)
Eggplant Parmigiana

Daha önce yediğimizden epey farklı, inanılmaz güzel, kötü tarafı dört kişi paylaşıyoruz bunu. Bazen kendimi Friends dizisindeki Joey gibi hissediyorum, yemeğini kimseyle paylaşamıyor ya evet bazen aynen onun gibi oluyorum.

fotoğraf 2 (8)

Ançuezli Ispanak
İçinde balık olunca sanki çok ağır olur gibi geliyor insana değil mi, ama kesinlikle öyle değil… Az diye mi güzel, güzel olduğu için mi güzel…
Evde de yapılacaklar listesinde..

fotoğraf 3 (9)

Fettucine con le Rigaglie di Pollo
Tavuk sakatatlı makarna
Belki koca bir tabak yesem ağır gelebilirdi…
Ama az miktarda yiyince yine tadı damağımda kaldı… Bu makarnayı bu kadar güzel yapan elde açılmış taze makarna…
Roma’ya gidip de önünüze hazır paket makarna koyarlarsa yemeyin, arkanıza bile bakmadan oradan uzaklaşın.
Zaten çoğunlukla her yer taze makarna yapıyor hem niye kuru makarna yiyesiniz ki böyle bir fırsatı bi daha nerede bulacaksınız.

fotoğraf 4 (8)

Pollo al Vino Bianco piccantino
Biberli tavuk… İnanılmaz yağlı gelebilir gözünüze ama İtalyanlar yemekleri gerçekten çok yağlı yapıyorlar -ve tuzlu- Allah’tan zeytinyağı kullanıyorlar da kötü yağlı yemekler yemiyoruz.

fotoğraf 5 (9)

Osso buco
Dana incik
Normalde sert bir et olduğu için yapımı zordur ve pişirme şekli önemlidir, yumuşaması için uzun süre pişirmek gerekir ve Armando sanırım ne kadar iyi olduğunu bu et ile kanıtladı, ağızda dağılan yumuşaklikta bir et…
Ekmeğiniz banıp banıp yemek istiyorsunuz.
Bezelyeler etle uyumlu, bezelye tadı yok, etin suyu lezzeti her şeyi içine almış.

fotoğraf 2 (4)

Mousse di Cioccolato
Çikolatalı mus…
Yemekleri dört kişi paylaşınca tatlıya da yer kaldı.

fotoğraf 4 (3)

Tiramisu all’Armando con Fruttşi di Bosco
Tiramisu sipariş edince meyveli ama klasik bir sey bekledim açıkçası, tiramisu demeyelim de farklı ama çok güzel bir tatlıydı.
Taban kısmında kedi dili bisküvi vardı, üzeri tamamen tiramisu kreması, ama bisküvi kısmı olmadığı için kek havasından çıkmış daha çok meyveli krema tadında.

fotoğraf 5 (4)

Her güzel şey bitermiş, yemek de bitti….

Armando bence kesinlikle gidilmesi gereken yerlerden biri, listeye ekleyin.

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir