SEKİZİSTANBUL

Uzun zamandır “gittim, yedim, içtim” yazısı yazmıyordum.
Maksut Aşkar’ı LilBitz’den beri takip ediyorum ve sekizistanbul da açıldığı günden beri gitmek istediğim yerlerden bir tanesiydi.
Ve nihayet eşimle bir haftasonu bu güzel mekana gittik.
Bu yazıyı yazarken de yediğim yemeklerin tadı hala damağımda sanki. O kadar güzel yemek üzerine en son ikram edilen tatlı ile de altın vuruşu yapan sekizistanbul’un lezzetli yemeklerini uzun bir süre aklımdan çıkaracağımı sanmıyorum.

Önce masamıza ikram olarak güzel bir muhammara geldi, altında maydanozlu zeytinyağı vardı. Rengi hiç bozulmamış sanki, taptaze maydanoz yeşili rengi var zeytinyağında.
Ekmeğimi yağa bandırıp bandırıp mideye indiriyorum.
Menü o kadar dolu ki, hepsini tatmak istiyoruz neredeyse ve bu yüzden kararsız kaldık uzun bir süre
Biz başlangıç olarak ilk önce “taze otlar ve tereyağı kaplı midye çıtırları” nı söyledik.
Ben gerçekten tam bir midye delisiyim.
Kesinlikle midye seviyorsanız bu bol otlu midyeleri tadın. Biranın yanında nasıl da iyi gider bunlar.

Taze Otlar ve Tereyağı Kaplı Midye Çıtırları

Gitmeden önce blogda okuduğum üzere aklımda içli köfte sipariş etmek vardı, çünkü bu her zaman yediğimiz gibi bir içli köfte değilmiş, fırınlanmıs halini açıkçası çok merak ettim.
Masamıza içli köfte geldiğinde fırınlanmasını geçtim sunum çok çok güzeldi, lezzeti de bir o kadar şahaneydi.
İçli köftenin arasına konulan kıymanın tadı çok güzeldi, arasına konulan diyorum çünkü bulgurdan yapılmış hamuru yuvarlak kurabiye şeklinde düşünün, altta bir yuvarlak arasında kıyma ve üzerine yine bir yuvarlak ve üzerinde naneli süzme yoğurt, yerken insana ferahlik veriyor.
Fotoğrafını çekemedim maalesef zaten ortamın ışıkları fotoğraf çekmeye pek uygun değildi.
Bir dahaki sefere bu güzel yemeklere haksızlık etmek istemiyorum bu yüzden fotoğraf makinemi yanıma alacağım ve öyle fotoğraflayacağım.
Eğer iki kişi iseniz içli köfteden kişi başı bir tane olacak şekilde sipariş edin, iki kişi için bir tanesinin miktarı az gelebilir.

Ana yemeklere gelirsek, evde çalışıp da gittiğim için aklımda aslında kişnişli levrek vardı ama son anda somonlu pizza söylemeye karar verdim, sırf armudun pizza içinde nasıl olduğunu ve somon ile uyumunu merak ettiğimden bunu yaptım.
Lezzet olarak pişman olmadım ama miktar benim için çok fazlaydı ve yarısını üzülerek bırakmak zorunda kaldım.
Düşünsenize Şef Maksut Aşkar sürekli sizinle ilgileniyor ve siz onun yemeğini tabakta bırakıp, yemiyorsunuz. Tabağımı hemen önümden alsalar da Şef bu dolu tabağı görmese dedim içimden açıkçası.
Pizza içinde armut deyince çok tatlı bir şey düşünmeyin, az miktarda rendelenmiş halde kullanılmıştı. Ben çok beğendim, şimdi bu satırları yazarken” ah o yarım pizzayı da bırakmasaydım” diye söyleniyorum

Armut ve Somonlu Pizza

Eşime gelince ilk defa gittiği her yerde yaptığı gibi burada da yine hamburger siparişi verdi. Etin tadına bakıcak, baharatlara bakıcak…
Hamburger tam not aldı, ben tadına bakmadım ama yanında gelen kibrit patateslerden bol bol yedim.
Hamburger sadece etten oluşuyormuş, kimyon dışında baharat yok.
Köfte yerken et kokusu sevmeyen, bol baharat kullanan eşim bu hamburgerden hiç rahatsız olmadan çok çok severek yedi.
Ekmeğinden ketçabına kadar her şeyi kendilerinin yaptığı bir hamburgeri sevmemek mümkün olabilir mi?

Koca burger eti, karamelize soğan, ev yapımı ketçap, sote istiridye mantarı ve taze otlu patatesler

Ortama gelince, içerisi çok güzel, ilgi alaka tam not.
En güzeli ise Maksut Aşkar’ın yemek üzere olduğunuz yemeği gelip size anlatması, ne yediğinizi bilerek yiyorsunuz.

Sadece kazanç sağlamak için kötü malzemelerle yapılan, tatsız ya da hep aynı standartta yemek yapan yerlerin biraz dışında-hatta çok dışında- bir yer burası.
İşini severek yapan bir ekip var, insanlara güzel yemekler yedirmek isteyen bir ekip.

Ne kadar çok övdün, tanıdık mı var orada diye düşünmeyin 🙂 iyi yemek yapan kaç tane yer var ki? Olan mekanlar ise çok pahalı ve belki içeriye girdiğinizde rahat edemeyeceğiniz yerler.

Biz şimdi acaba 14 Şubat Sevgililer Günü yemeğimizi burada mı yesek diyoruz, belki de o kadar bekleyemeden hemen gideriz.
Çünkü ben karşı masamda kavanozun dibini kaşıklayanların ne yediğini çok merak ediyorum, yahu neydi acaba o nutella kavanozunu kaşıklıyormuş gibi kendinden geçtikleri haller, yemem lazım.
Birde kişnişli levrek yanında pazı dolması, ızgara sebzeli yeşil salata da süper olurdu aslında, şuan evde menüye bakarken bile kararsız kaldım.
Yemeklerin hepsini  tadabilmem için kaç kere sekizistanbul’a gitmemiz gerekiyor acaba?

Bu arada çok önemli bir şey daha sekizistanbul’da arta kalan yemekler sokak hayvanlarına veriliyormuş, bundan daha güzel bir şey olabilir mi?
Bu bile Maksut Aşkar’ı sevmem için büyük bir neden…

SEKİZİSTANBUL

Kuloğlu Mah.
Erol Dernek Sok. No:1
34433 Beyoglu / Istanbul
TÜRKİYE
Tel: +90 (212) 249 89 24






Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir