PARMESAN PEYNİRLİ ARPA ŞEHRİYE PİLAVI
IMG_0035

Üzerimde koca bir tabak pilavı yemenin ağırlığı var şuan.
Yemek bloggerları ile ilgili en çok merak ettiğim şey, yaptıkları yemekler ne oluyor, yani nasıl tüketiyorsunuz bu mamaları…
Eskiden tüm erkek aşçılar koca göbekli olurlarmış ya, yakında bizler de o kıvama gelir miyiz acaba diye korku yaşayan bir tek ben miyim 🙂

Dün akşam tamamen şans eseri denedim bu pilavı, sulu bir yemek yapmıştım ki, “biz bununla doymayız, yanına bir pilav gerek” dedim.
Değişiklik olsun diye arpa şehriyeli pilav yapmayı tercih ettim.
Yemeği yaptım, pilavı yaptım.
Parmesan peynirinin görevi aslında yaptığım sulu yemeği tatlandırmak olacaktı ama hadi dedim pilava koysam daha iyi olur sanki ve pilava ekledim.

Güzel de oldu, zaten parmesan peynirinin girdiği hiçbir yemeğin kötü olma ihtimali yok.
Glutamat diye bir şey varki, kendisi gıda da lezzet patlamasına neden oluyor. Parmesan peynirinde de bolca var, bu yüzden parmesan peyniri girdiği her yemeği güzelleştirir.
Belki ilgilenmeyenler olur diye çok ayrıntılı anlatmıyorum, ama ilgilenenler Arman Kırım’ın şu yazısını okuyabilirler.
Gayet anlaşılır bir şekilde özetlemiş.

Malzemeler
1 su bardağı arpa şehriye
1.5 su bardağı sıcak su
1 çay kaşığı tuz
1/2 çorba kaşığı tereyağı
40 gr. rendelenmiş parmesan peyniri

Yapılışı

  • Önceden ısıttığınız tencereye tereyağını ekleyin.
  • Arpa şehriyelerinin yarısını ekleyip, rengi dönene kadar kavurun. Ben biraz pilavda renk olsun diye bu şekilde yaptım.
  • Diğer arpa şehriyeleri de ekleyip biraz kavurun.
  • 1 çay kaşığı tuz ekleyin.
  • 1.5 su bardağı sıcak su ekleyin.
  • Tencerenin kapağını kapatıp, kısık ateşte pişirin.
  • Suyunu çekince pilavın altını kapatın ve 15 dakika kadar kapağı kapalı dinlendirin.
  • Servis etmeden önce içine rendelenmiş parmesan peynirini ekleyip, karıştırn.

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir