MİNİ KURABİYELER

IMG_0041 (2)

Daha öncede bir kurabiye tarifinde yazmıştım ki, aslında ben kurabiye yapmayı pek sevmem, hele şeker hamurlarıyla onları süslemek mi…
Aman Allahı’ım sabır işi..

Geçen hafta Amerika’dan bir arkadaşım geldi, gelirken de bana şahane şeyler getirmiş,  blogumda hiç renkli süstü pastalar, cupcakeler, kurabiyeler yokmuş..
Bu yüzden şahane renklerde şeker hamurları, kurabiye kalıpları ve süper cupcake süsleriyle ta oralardan gelmiş.

Şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın, bak çok basit, çok güzel olacak derken, beynimi yıkadı ve ben de bu güzel renkli şeylerin güzelliğine kapıldım.

Pasta ve cupcake yapımını sonraya bırakarak, ilk önce almış olduğu mini mini kurabiye kalıplarıyla kurabiye yapmak istedim.
Yalnız bu kalıplar da sevilmeyecek gibi değil, kahvenin yanında atıştırmalık o kadar şık durdular ki..

IMG_0032 (2)

Malzemeler
400 gr un
1/2 paket kabartma tozu
225 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
210 gr toz şeker
1 paket vanilya
1 yumurta
1 çimdik tuz

Desktop1 (3)

Yapılışı
* Un, kabartma tozu, vanilya ve tuzu bir kaba eleyin.
* Şeker ve tereyağını krema kıvamına gelene kadar iyice çırpın.
* Yumurtayı ekleyip çırpın.
* Yavaş yavaş unu ekleyip, hamuru yoğurun.
* Streçe sarıp, 1 saat buzdolabında dinlendirin.
* Açıp kalıplarla şekil vererek, 190 dereceli fırında 10 dakika pişirin.
* Oda sıcaklığına geldikten sonra şeker hamurundan kullanacağınız renkte olanı açıp yine kalıplarla kesip kurabiyeye yapıştırın.
* Ben kurabiyeye reçel sürdükten sonra hamuru yapıştırdım.
* Hiç şeker hamuruyla uğraşamam diyorsanız, sade haliyle de tüketilebilir.

Desktop1 (2)

Minicik Notlar
* Ben tereyağlı hamurları iki yağlı kağıt arasına koyup, kağıdı paket yaparak açıyorum. (Cafe Fernando’dan öğrendiğim süper bir teknik)
Bu şekilde hamur eşit kalınlıkta açılıyor.

*Fırına vermeden önce, yumuşayan hamuru yine biraz sertleştirmek için, bu paketlerle birlikte dolaba koyun ve soğutun.
Sonra kalıplarla kesip fırına verin.

IMG_0037 (2)

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

This article has 1 comment

  1. Cemre Kozan Reply

    Püf noktaları ile anlattığınız tarif öyle şirin görünüyor ki =)
    Kalıplarım olana dek bu tarif denenecekler listemde bekleyecek…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir