TON BALIKLI MAKARNA
IMG_0015

Makarnayı kim bulmuş Çinliler mi yoksa İtalyanlar mı, sonsuza kadar sürüp gidecek bir tartışma herhalde bu.
“Çinliler şehriye yapma sanatını ilk keşfedenlerin kendileri olduğunu ve makarnanın İtalya’ya Marco Polo tarafından getirildiğini iddia ederlerken, İtalyanlar bu ürünün mucitlerinin kendileri olduğunu öne sürerler. Tarihçiler, makarnanın Romalıların ve hatta Antik Yunanlıların sofralarında yer aldığını söylemektedirler” diye alıntı yapıyorum İtalyan Mutfağı kitabımdan.

Makarna nasıl pişirilir diye anlatmama gerek var mı, aldığınız pakette yazan talimatlara uyunuz, makarnanın güzel olanı “al dente” yani “dişe dokunur” kıvamda olanıdır, çok haşlayıp hamur hale getirmemek en doğru olanıdır.
Makarna haşlarken de “Maximillian J. W. Thomae”den öğrendiğim bir bilgi, makarna suyunun tadına bakmak, suyu kaynatın kaynadıktan sonra tuzunu koyun ve suyun lezzetine bakıp makarnanınızı öyle ekleyin.

Keşke imkanlarımız olsa da taze makarna yapabilsek, imkan derken zamandan bahsediyorum. Çünkü makarna çabuk olduğu için de tercih edilen bir yemek, tazesi ile ugrasmak için de vakit gerekiyor birde makarna makinası.

IMG_0014

Malzemeler
2 kişilik
1 kutu ton balığı (ben 80gr.olanı kullandım)
2 sarımsak
2 orta boy domates
Zeytinyağı
20 sap maydanoz ya da seviyorsanız daha fazla
200 gr makarna
Tuz
2 kesme şeker

Yapılışı
*Bir kapta ezilmiş sarımsağı, ton balığını ve maydanozun yarısını doğrayıp karıştırın. Bir kenarda beklesin.
*Isıltılmış tavaya zeytinyağını ekleyin, diğer bir sarımsağı(ezilmiş)ve dogranmıs arta kalan maydanozu soteleyin, sarımsakları yakmamaya çalışın.
*Ardından küp küp doğranmış domatesleri ekleyin, tuz ve 2 kesme şeker ekleyin, domatesler yumuşayıp suyunu çekene kadar pişirin.
*Domatesli karışım piştikten sonra ocaktan alın, haşlanmış makarnayı ve ton balıklı karışımı ekleyin karıştırıp, servis yapın.

Ne kadar basit değil mi ve şimdiye kadar yaptığım en iyi ton balıklı makarna diyebilirim. Bu yemeğin püf noktası kesinlikle pişmemiş ton balığı ve sarımsak karışımı.

Bon appétit 🙂

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

This article has 3 comments

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir