ŞEKERLİ ÇATLAK KURABİYE

Geçici evimizden çok üzülerek ayrıldım ve bir hafta önce yeni eve taşındık. Londra ev bulamama konusunda dünya birincisi olabilir mi acaba? Evet, çok şahane evler var burada ama insanlar oda kiralayıp oturuyorlar boşuna değil çünkü pahalı çok pahalı. İki evi karşılaştırınca ikisinin de farklı artıları eksileri var. Önceki evde şahane bir balkon vardı, bunda da pencereden görünen şahane bir manzara var. Mutfakta paella tavası, bamboo steamer var ama sadece iki çatal var.

İyi haber evde fırın yeni, önceki evde fırın bozuktu ya da biz kullanamadık. Burada hemen kurabiye denedim ve oldular. En son Donna Hay Magazine i çok sevdiğimi yazmıştım. Burada çok fazla yemek dergisi var. Hepsini aynı anda alamıyorum tabii tek tek deniyorum ama şu an için tek favorim Donna Hay! Derginin içindeki her şey mi çok güzel olur, gördüğüm her yemeği denemek istiyorum. Lahana Mücver tarifinden sonra da çok basit olduğu için kurabiyelerini denedim, açıkçası çok özellikli bir kurabiye değil ama evde olan malzemelerle hemen yapabileceğiniz bir tatlı bu. Biz severek çayın yanında tükettik. İçine koymak için badem de almıştım ama koymayı unuttum, fındık ya da badem eklerseniz çok daha güzel olur.

Malzemeler

Malzemeler

65 gram tereyağı

110 gram toz şeker

1 yumurta

150 gram un

3/4 çay kaşığı kabartma tozu

üzeri için,

30 gr pudra şekeri

30 gr toz şeker

Yapılışı.

  • Oda sıcaklığındaki tereyağı ile tozşekeri 5-6 dakika çırpın.
  • Yumurta ekleyip 2 dakika daha çırpın.
  • Ayrı bir kapta un ve kabartma tozunu karıştırın.
  • Tereyağlı karışıma ekleyin.

  • Çok yumuşak bir hamur elde edeceksiniz, un eklemeyin. Buzdolabına koyup bir saat dinlendirin.
  • Hamurdan 25gr lik toplar yapın. Önce toz şekere ardından pudra şekerine bulayın.
  • Aralıklarla tepsiye dizin.
  • 180 derecelik önceden ısıtılmiş fırında 12 dakika pişirin.

 

 

 

 

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir